BANKSY’NİN 8.000.000 TL DEĞERİNDEKİ TABLOSU NEDEN KENDİNİ İMHA ETTİ?

2018 Ekim ayında Londra’da yapılan bir sanat müzayedesinde bir tablo satıldı. Tablonun adı “Balonlu Kız.” Satış fiyatı yaklaşık 8 milyon TL. Bu şimdiye kadar satılan en pahalı tablo filan değil bu arada. Geçen yıl Abu Dhabi Kültür ve Turizm Departmanı şu tabloyu bunun 400 katına -yaklaşık yarım milyar dolara- satın almıştı. Ama bu satış, balonlu kız kadar konuşulmadı. Neden mi? Çünkü bu tablo.

Dünyanın en saygın sanat müzayede şirketlerinden birinde yapılan sıradan bir açık arttırmada, tablonun adı ve sanatçı anons edildikten sonra açık arttırma başlıyor. Tam sona erip de tablonun satıldığı ilan edilince… Tablo kendi kendini parçalamaya başlıyor.

Şaka gibi değil mi? Kendinizi az önce onu satın alan kadının (kimliği gizli tutuluyor ama kadın olduğunu biliyoruz) yerine bir koysanıza… 8 milyon TL ödediğiniz şey gözünüzün önünde çöp oldu. “Ama bu haksızlık, tabiki onu almaktan vazgeçecektir” diye düşünüyorsunuz değil mi? Hayır. Olaydan birkaç gün sonra onu bu haliyle satın alacağını açıkladı. Neden mi? Çünkü yarı parçalanmış bu yeni haliyle tablonun değerinin artık en az 12 milyon TL civarında olduğu hesaplanıyor.

Çılgınca! Sanatla ilgili bazı konular için bu tabir kullanılır. Çılgınca! Ancak bu olayda hemen öyle deyip geçmeyelim ve olayı birlikte analiz edelim, ne dersiniz? Çünkü benim bazı teorilerim olsa da açıkcası net bir görüşüm yok. Net olduğum konu şu. Tabloyu yapan Banksy çok zeki bir sanatçı. Çünkü tabloyu yapmakla kalmadı, onun satışını da bir sanat eserine dönüştürdü. Sokak sanatını, performans sanatına çevirdi. Picasso’nun “yok etme dürtüsü de yaratıcı bir dürtüdür” sözünü ispat edercesine kendi yaptığı tabloyu kısmen yok ederek yeni bir şey ortaya koydu. Artık bu tablo “bir müzayede sırasında canlı olarak yaratılan ilk sanat eseri” olarak tarihe geçti. Ve bu yüzden yeni bir adı var: “Çöpteki Aşk.”

Peki “kim ulan bu Banksy?” kısaca kendisi hakkında çok az şey bilindiğini söyleyebiliriz. Kimliğini bugüne kadar ustalıkla saklamayı başardı. İngiltere’nin Bristol kentinin sokaklarında başladı grafitilerini yapmaya. Kimileri yaptığı şeye sanat diyor, kimileri de vandallık. Hatta onu gazete köşesinden eleştiren kişilerden biri de Charlie Brooker olmuştu zamanında. Banksy’nin yaptıklarının ancak aptallara çok zekice gözüktüğünü yazmıştı. Bunu yazan kişiyi de öyle yabana atamazsınız çünkü kendisi bu satırları yazdıktan 5 sene sonra TV tarihinin en zekice kurgulanmış dizilerinden birini yazmaya başladı. Evet Black Mirror – Kara Ayna dizisinin yaratıcısı Charlie Brooker “Banksy’nin aslında bir çöp” olduğunu söylemişti tam da Balonlu Kız adlı bu çizimin satıldığı yıl. Biraz erken yapılmış bir yorum olabilir bu, çünkü Banksy’yi hangi kategoriye koyarsanız koyun, yaptığı şeylerle çevreci, savaş karşıtı ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vermeye çalışıyor. Bunun için de alaycı, hicveden hatta bu son örnekte olduğu gibi “trolleyen” bir üslup kullanıyor.

Müzayedede satılan balonlu kızı ilk kez 2002 yılında Londra’daki bir köprünün üzerine yapmış. Bu arada hemen bir not: duvarlara yapılan bu tür çizimlerde hızlı olabilmek ve polise yakalanmamak için “stencil tekniği” uygulanıyor yani şablon kullanılıyor. Bu duvar resimleri çoğu zaman yasal olmadığı için çok kısa ömürlü. Gece yapılan bir çizim, çoğunlukla ertesi gün siliniyor. Yani Banksy zaten doğası gereği kendini yok eden eserler üretiyor. O yüzden farklı zamanlarda farklı yerlerde aynı çizimin varyasyonlarını görebiliyorsunuz. Nitekim Balonlu Kız çizimini 2014’te Suriye’li mültecilere destek amacıyla da kullandı. Küçük kızın tesettürlü bir versiyonunu Eyfel Kulesi’ne yansıttı. Web sitesinden yaptığı açıklamada “Suriye’deki şiddet olayları nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan milyonlarca insanla birlikteyiz” mesajını verdi.

Peki müzayedede satılan bu eserin gerçekten Banksy tarafından yapıldığı ne malum? Basit bir şablon kullanarak yapılabilecek ya da çoğaltılabilecek bir çizimin orijinal eser olup olmadığı nasıl tespit ediliyor? Bizzat Banksy’nin kendisine sorularak. Bunun için Banksy’nin bir “pest kontrol servisi” var. Satışa çıkmadan önce bu servis tarafından kontrol ediliyor. Nitekim satılan tablonun 2006 yılında gerçekten de onun tarafından yapıldığı onaylanmış.

Tamam da bu kendini parçalama gösterisi onu satan müzayede şirketi tarafından yapılmış olamaz mı? O da bizzat Banksy tarafından planlanmış. Çünkü olay gerçekleştikten sonra Instagram hesabından bir fotoğraf ve bir de video yayınladı. Videoyu hatırladınız mı? Evet Banksy tarafından kurgulanmış bu videonun başında bunu nasıl yaptığını da anlatıyor. İşte o yüzden buna bir performans sanatı demek gerekiyor.

Videoyu dikkatlice incelerseniz imha işlemi sırasında bir alarm sesi çıkardığını duyarsınız. Onun yok edilişini diğer insanların izleyebilmesi için düşünülmüş bir ayrıntı bu. Böyle bir tepki fotoğrafı ancak bu şekilde çekilebilirdi. Bu durumda büyük bir ihtimalle Banksy’nin kendisi ya da arkadaşlarından biri de o sırada salondaydı. Zaten tam satıldıktan sonra kendini imha edebilmesi için orada olan birinin uzaktan kumandayla çerçeve içine gizlenmiş bir mekanizmayı harekete geçirmesi gerekir.

Bir hatırlatma daha. Bu tabloyu satan kişi Banksy değil. Her ne kadar kimliğini gizli tutsa da onu tanıyan bazı arkadaşları var ve onların söylediğine göre kendisi paraya ihtiyaç duymayan varlıklı biri. Zaten bugüne kadar kendi eserlerini satmaya pek çalışmamış. Bir keresinde New York’ta 60$ gibi komik sayılabilecek kadar ucuz bir fiyata sınırlı sayıda orijinal eserinin satılmasına izin vermiş. Bu tabloyu da 2006’daki bir sergide şimdiki sahibine vermiş. Onu satışa çıkaran bu kişinin eline 2006’da geçtiğine göre Banksy böyle bir mekanizmayı en az 12 yıl önce hazırlayıp çerçevenin içine mi yerleştirdi sorusu akla geliyor. 12 yıl boyunca uyku modunda kalıp sonra uzaktan kumandayla harekete geçirilebilen bir düzenek mühendislik açısından imkansız değil ama büyük bir ihtimalle müzayededen önce orijinallik kontrolü için Banksy’e gönderildiği zaman yerleştirilmiş. Zaten kendi hazırladığı videoda “birkaç yıl önce” ifadesini kullanıyor. Aynı videoda çerçeve içindeki mekanizmayı da biraz görüyoruz. Genel olarak inandırıcı gözükse de kağıdı kesecek bıçakların yönüne bakarsanız, o şekilde yerleştirilmesi durumunda kağıdı nasıl keseceği biraz kuşkulu. İşte benim de olayla ilgili netleşemeyen görüşlerim genellikle işin teknolojik boyutuyla ilgili bu tür sorular. Eğer sizlerin teorileri varsa onları da yorumlar bölümünden okumak isterim.

Genel olarak işin gösteri tarafı basına yansıyıp konuşuldu. Sosyal medyada, YouTube’da bu tür teknik ayrıntılarına değinildi. Ama çoğunlukla resmin kendisinin anlamı es geçildi gibi geliyor bana. Biraz da bu konudaki yorumlarınızı duymak isterim. Onu ikonik hale getiren şey ne? O küçük kız kalp şeklindeki balonu yakalayabilecek mi? Yoksa az önce mi elinden kaçırdı? Bu sorunun cevabını belki de onun ilk çizildiği köprünün duvarında aramak lazım. Orada bir de yazı vardı: “There is always hope – Her zaman umut vardır.”

Banksy’nin kimliği her ne kadar gizli olsa da hakkında bazı tahminler yok değil. Bunlardan en çok inanmak istediğim tahmin onun Massive Attack grubunun kurucularından da olan 3D lakaplı solist Robert Del Naja olduğu. Bunu ispat etmeye çalışanların çok güçlü delilleri var. Kim olursa olsun çok yönlü birisi olduğu kesin. Bir de paraya ihtiyaç duymayan bir kişi olduğu söyleniyor demiştim ya. 1911 yılında Mona Lisa tablosu çalındığında Picasso da öyle biriydi. Evet Mona Lisa tablosu çalınmıştı ve şüpheli olarak sorgulananlar arasında Picasso da vardı o zamanlar. Çünkü daha önce Louvre müzesinden “kaybolan” iki heykel onun evinden çıkmıştı. Sonradan Mona Lisa’yı çalan gerçek kişi kendini ele verdi ve Picasso aklandı ama neden oldukça zengin ve ünlü birinin bu tür işlerle de ilgilendiği bir türlü tam olarak anlaşılamadı. Sonuçta bu “hırsızlık gösterisi” en çok tablonun kendisine yaradı. Tartışmalı olsa da Mona Lisa tablosunun bu kadar ünlü olmasının sebeplerinden biri de onun çalınıp tekrar bulunmasıdır denilir.

Banksy’nin son gösterisinin ilham kaynağı da acaba bu olay mıydı? Ne de olsa Instagram hesabından videoyu yayınlarken Picasso’nun sözüne atıfta bulunmuştu. Bir de yönettiği tek belgeselinin kapak görseline bakarsak en azından esin kaynakları hakkında ipucu yakalamış oluruz.

Başta da dediğim gibi kendi kendini imha eden sanat eseri olayı hakkında net bir görüşüm yok. Söylediklerim tamamen yoruma dayalı spekülasyonlardan ibaret. Bilimsel konularda bunu yapmaktan ısrarla çekinen bir kişi olarak, söz konusu şey sanat olunca tam tersine yüksek sesle düşünmek gerektiğine inanıyorum. Noktaları birleştirip anlamlar çıkarmaya çalışmak. Çünkü o noktaları oraya bırakan ve iplerin ucunu bize uzatan sanatçılar tam da bunu istiyorlar. Kafamızda var olan her ön kabulü dağıtmak, yıkmak, bu tabloda olduğu gibi parçalamak! Yine Picasso’nun dediği gibi “her yaratıcı hareket, öncesinde bir yıkımla başlar.”

Yazı : Barış Özcan – BANKSY’NİN 8.000.000 TL DEĞERİNDEKİ TABLOSU NEDEN KENDİNİ İMHA ETTİ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir