İnsanlık Ölmüşmüş!

Bu aralar sağdan soldan çok fazla duymaya başladığım bir söz var. Biraz buruk biraz da sitemkar bir söz: “insanlık ölmüş!”

İlk bakışta evet olumsuz bir durumda yardım edilmesi mümkün olunan yerde bu yapılmamış ve tepki olarak insanlık öldürülmüş diyorum. Lakin düşündükçe daha fazla soru işaretleriyle doluyor kafamın içerisi…

İnsanlık demek insanı insan yapan niteliklerin tümü demektir. Başka bir tanımda da insana özgü davranışların tümü…

Neden insanlık kavramına sadece iyi anlamlar yükleriz bunu düşünüyorum. Sonuçta savaş açan, katil olan, başkasının hakkını yiyen, tecavüz eden, gasp eden ,hırsızlık yapan da insan değil mi?

Ben hiç başka birine tecavüz eden bir bitki görmedim. Ve yahut yüksek yerlere gelebilmek için başkarını ezen hor gören bir hayvan… Yavru sevgisinden uzak bir ördek ve ya eşini dostula aldatan insan dışı bir varlık görmedim.

Khaled Hosseini’nin “Uçurtma Avcısı” adlı kitabında çok beğendiğim bir kısım var: ” Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.” İnsanların yaşama hakkını çalmak , özgürlüğünü çalmak da hırsızlıktır ki bunu yapan yine insandır.

Suç işleyen de insanlar , güzel davranış sergileyende insanlar. Demem o ki insanlık kavramına sadece iyi olguları yüklemek insanı biraz fazla yüceltmek değil midir? “insanız elbet hata da yaparız” diyoruz. Bu sebeple çok ütopik düşünüp “insanlık” kelimesiyle insanı mükemmelliyete kavuşturmak biraz da gereksiz değil mi? “insanlık ölmüş” yerine Einstein gibi “iyi” veya “kötü” insan diye ayırabilmek daha doğru değil mi?

Sonuçta ne kadar yaşarsak yaşıyalım yine de bize kısa gelicek bir ömür sürüyoruz. Yaratıldık yaşıyoruz ve ölüyoruz. Pek tabi çeşitli din ve inançlarda herşeyin insan için olduğu belirtilmiş. İnsan meleklerden bile üstün tutulmuş. İnançlara tabi ki saygı duyuyorum. Sadece insanlık kelimesinin yanlış veya eksik anlatımla kullanıldığını düşünüyorum.

Ya da bir başka soru oluşuyor kafamda: “ Abi insanlık gerçekten ölüyorsa sen yaşatmak için neden bişeyler yapmıyorsun!”

Söylenip şikayetlenip iş bişeyler yapmaya gelince yine hareketten kaçınan biz insansoyu oluyoruz. Bu da bize özgü bir hareket çünkü. Düşünüyoruz fakat söyleyemiyoruz, istiyoruz fakat uğraşmıyoruz, dinliyoruz fakat anlamıyoruz, ve güzel memleketimin yüzde 92’sinin yaptığı gibi ne kitap okuyor ne de birşeyleri araştırıyoruz. Öğrenmekten ve sorgulamaktan korkuyoruz. Fakat şikayet etmeye geldiğinde en ön saflarda yer alıyoruz. Kur’ an’ ı kendi diliyle okuyup anlamaya çalışmayıp lafta her sureyi ezbere bilen ama ne demek olduğu hakkında hiç bir fikri olmayan ve her hoca diye çıkıp konuşana peygamber gözüyle bakan insana da şaşmamak gerekiyor haliyle…

Aslında Oğuz Atay da öldürmüştü insanlığı. Yakarışlarımızın ortak noktaları var. O bayağılığı ufak tefek basit tavırları ve parça parça insan dediğimiz mahluk içersindeki örtmeye çalışlan kirli yerleri gözler önüne sermiş. Çok da güzel anlatmış aslında. Yine bir sitemle fakat Oğuz Atay tarzıyla.. Okuyarak, düşünerek, araştırarak ve sorgulayarak. Ve en azından insanlık için birden çok eser bırakmış arkasında…

Keşke gerçekten “insan” tam anlamıyla doğru olsa ya da ne bileyin en azından kendine yapılmasını istemediği bir hareketi başkasına yapmasa. Gerçekten “insanlık” tüm güzelliğiyle kullanılabilse.

Ben insanlık ölmüş deyip kenara çekilmek istemiyorum. Dünyada hala güzel insanlar var, dünya için gelecek için çocuklar için umut var diyebilmek ,bunun için öğrenip öğretebilmek istiyorum. Dilerim ki “insanlık” kavramı öldürülmeden yaşatılır ve sözüm o ki gerçekten benimsendiği gibi insanlar kendisine yüklenen bu ütopik iyilik ve güzelliğe yakışır konuma gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir